Geyik Koşuları’ndan Dünya Şampiyonası’na Canicross Türkiye

Birlikte Koşmanın Gücü

Bizim için o an, İstanbul’un Belgrad Ormanı’nda düzenlenen Geyik Koşuları’ydı.

O günlerde yaptığımız şey bizim için çok basitti: Köpeklerimizle koşuyorduk. Patikalarda birlikte vakit geçirmekten, yarışlara beraber katılmaktan ve doğada aynı heyecanı paylaşmaktan keyif alan birkaç arkadaş ve köpekten ibarettik.

Bunun birkaç yıl içerisinde bizi Türkiye’yi uluslararası bir federasyonda temsil etmeye ve Dünya Şampiyonası startına götüreceğini söyleseler muhtemelen inanmazdık.

Ama bugün tam olarak oradayız.

Geriye dönüp baktığımızda Canicross Türkiye’nin hikâyesinin yalnızca bir spor branşının gelişiminden ibaret olmadığını görüyoruz.

Bu; insanların, köpeklerin, sporun ve doğanın birbirlerinin hayatını nasıl değiştirebildiğinin hikâyesi.


Her şey Belgrad Ormanı’nda başladı

Geyik Koşuları’nın bizim hikâyemizde özel bir yeri var.

Köpeklerimizle bu yarışlara katılmaya başladığımızda başka bir şey keşfediyorduk:

Koşmak güzeldi. Ama en iyi dostunuzla aynı parkuru paylaşmak bambaşka bir duyguydu.

Zamanla birkaç kişinin katıldığı koşular düzenli hafta sonu antrenmanlarına dönüştü. Patika yarışlarına beraber gitmeye, deneyimlerimizi paylaşmaya başladık.

Ve yavaş yavaş bir topluluk oluştu.

Bu topluluğun ortak noktası yalnızca koşmak değildi. Köpeklerini gerçekten önemseyen, onların fiziksel ve zihinsel refahını gözeten ve sporun insan ile köpek arasındaki bağı güçlendirebileceğine inanan insanlar bir araya geliyordu.

Canicross Türkiye’nin temelleri böyle atıldı.


Bir mesaj her şeyi değiştirdi

Sosyal medyada paylaştığımız koşular önce Türkiye’den, ardından farklı ülkelerden insanların dikkatini çekmeye başladı.

Sonra International Canicross Federation – ICF tarafından bizimle iletişime geçildi.

Ve bize şu soru soruldu:

Dünya Şampiyonası’na katılmak ister misiniz?

Henüz uluslararası yarış tecrübemiz yoktu. Bu nedenle ilk adımımızın yarışmak değil, öğrenmek olması gerektiğini düşündük.

2025 yılında üç kişilik bir Türk delegasyonu olarak Çekya’nın Pardubice kentinde düzenlenen ICF Dünya Şampiyonası’na gittik.

Kuralları, organizasyon yapısını ve diğer ülkelerin sistemlerini incelemek için oradaydık.

Ama gördüğümüz şey bir yarıştan çok daha fazlasıydı.


Bir yarıştan çok daha fazlası

Bizi en fazla etkileyen şey sadece yarışlar değildi.

Karavan alanında aileler köpekleriyle birlikte yüzlerce kilometre yol yaparak yarışa gelmişti. Anne Canicross koşuyor, baba Bikejoring parkuruna çıkıyor, çocuklar kendi kategorilerinde yarışıyordu.

Yarışlar bitince herkes yeniden aynı yerde buluşuyordu.

O anda Canicross’un Avrupa’da neden bu kadar güçlü olduğunu daha iyi anladık.

Bu yalnızca rekabetçi bir spor değildi.

Aileyi, doğayı, sporu ve köpek sevgisini aynı yaşam biçiminde buluşturan bir kültürdü.

Türkiye’ye taşımak istediğimiz şey de buydu.


Türkiye artık ICF ailesinin bir parçası

Uluslararası süreç sonunda Türkiye’nin ICF nezdindeki akreditasyonu gerçekleşti.

Artık yalnızca köpekleriyle koşan bir arkadaş grubu değildik.

ICF organizasyonlarına ve çalışmalarına katılmaya, teknik standartları öğrenmeye ve Türkiye’de bu sporun altyapısını oluşturmaya başladık.

Bu süreçte yollarımız Nasuh Mahruki ve AKUT Spor Kulübü ile kesişti.

Canicross Türkiye’nin AKUT Spor Kulübü çatısı altında yapılanmasıyla birlikte daha güçlü bir sportif altyapıya kavuştuk.

Canicross ve Bikejoring’i yalnızca tanıtılan sporlar olmaktan çıkarıp, düzenli antrenman yapılan ve uluslararası yarışlara hazırlanılan branşlar haline getirmeye başladık.

Ve hedef artık belliydi:

Türkiye formasıyla Dünya Şampiyonası startına çıkmak.


Sporun değiştirdiği hayatlar

Canicross Türkiye büyüdükçe bu sporun yalnızca insanların hayatını değil, köpeklerin hayatını da değiştirebildiğini daha fazla görmeye başladık.

Takımımızdaki köpeklerin önemli bir bölümü sahiplenilmiş köpeklerden oluşuyor.

Düzenli antrenmanlar fiziksel kondisyonlarını geliştirirken, insanlarıyla aralarındaki iletişim ve güven de güçleniyor. Sosyalleşiyor, birlikte hareket etmeyi öğreniyor ve hayatlarının önemli bir parçası haline gelen yeni bir rutin kazanıyorlar.

Bunun bizim için en güçlü örneklerinden biri Gölge.

Gölge bir dönem barınakta yaşayan yüzlerce köpekten yalnızca biriydi.

Bugün ise koşuyor, antrenman yapıyor, takımın bir parçası olarak seyahat ediyor ve Dünya Şampiyonası hedefi için hazırlanıyor.

Onun hikâyesi bize önemli bir şeyi gösterdi:

Bir yarış köpeğinin mutlaka özel olarak yetiştirilmiş veya belirli bir soydan gelmesi gerekmiyor.

Doğru köpek, doğru insan, doğru eğitim ve doğru koşullar bir araya geldiğinde barınakta yaşayan bir köpek de bir sporcunun yol arkadaşı olabilir.

Bu nedenle sahiplenilmiş köpeklerin spor aracılığıyla yeni bir hayat kurabileceğini göstermek, Canicross Türkiye’nin en önemli hedeflerinden biri haline geldi.

Biz buna basitçe şöyle bakıyoruz:

Barınaklar bazen bir bitiş çizgisi değil, yeni bir başlangıç çizgisi olabilir.

Bu yaklaşımı daha geniş bir kitleye ulaştırmak için çeşitli derneklerle iş birlikleri yapıyor, sahiplenmeyi teşvik eden çalışmalar yürütüyoruz.

WaveTech’in desteği de bu sosyal etki çalışmalarını ve takımın uluslararası hedeflerini büyütmemize yardımcı oluyor.


Birlikte öğrenmek, birlikte gelişmek

Türkiye’de bir spor kültürü oluşturmanın yalnızca yarış düzenlemekle mümkün olmadığını biliyoruz.

Bu nedenle WaveTech desteğiyle Kilyos’ta Türkiye’nin ilk Canicross Boot Camp’ini gerçekleştirdik.

Koşu ve antrenmanların yanı sıra köpek güvenliği, beslenme, recovery ve sporcu-köpek ilişkisi üzerine farklı uzmanlık alanlarından isimleri bir araya getirdik.

Ama belki de en değerlisi kamp ateşi etrafındaki sohbetlerdi.

Çünkü bir spor kültürü yalnızca kronometreyle oluşmuyor.

Bilginin, deneyimin ve ortak bir tutkunun paylaşılması gerekiyor.


2026: Artık sadece katılmıyoruz

2026 bizim için önemli bir eşik.

Artık yalnızca başka ülkelerde yapılan organizasyonlara gidip öğrenen taraf değiliz.

Türkiye’de anlatmaya, öğretmeye ve organize etmeye başlıyoruz.

7–10 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek Petzoo Eurasia Fuarı’nda AKUT Spor Kulübü Canicross Türkiye WaveTech Takımı olarak yer alacağız.

Canicross ve Bikejoring’i anlatırken; barınak köpekleriyle yürüttüğümüz çalışmaları ve uluslararası hedeflerimizi de paylaşacağız.

Ekim ayında Türkiye’de kendi yarış organizasyonumuzu gerçekleştirmeyi, ardından yeniden çantalarımızı hazırlamayı planlıyoruz.

Bu kez gözlemci olarak değil.

Sporcu olarak.


Kasım 2026: Dünya Şampiyonası

Kasım ayında Polonya’nın Owińska kentinde gerçekleştirilecek ICF Dünya Şampiyonası, birkaç yıldır devam eden bu yolculuğun en önemli kilometre taşlarından biri olacak.

Bir zamanlar Geyik Koşuları’nda köpekleriyle koşan birkaç arkadaşken, şimdi Türkiye’yi uluslararası arenada temsil edecek bir takım olarak start çizgisine hazırlanıyoruz.

Ama Polonya bizim için bir bitiş noktası değil.

Tam tersine yeni bir başlangıç.

Çünkü hedefimiz yalnızca tek bir Dünya Şampiyonası’na katılmak değil.

Türkiye’den düzenli olarak uluslararası yarışlara sporcu gönderebilecek bir sistem kurmak.


Gelecek hedefi

Asıl hedefimiz Türkiye’de kalıcı bir Canicross ve Bikejoring kültürü oluşturmak.

En az iki uluslararası yarışa katılmak ve Türkiye’de en az iki ulusal organizasyon gerçekleştirmek istiyoruz.

Koşucuları, atletleri ve triatletleri Canicross ve Bikejoring ile tanıştırarak daha geniş bir sporcu havuzu oluşturmayı hedefliyoruz.

ICF Doğu Bölgesi içerisinde Türkiye’nin daha aktif rol üstlenmesi de önümüzdeki dönemin önemli hedeflerinden biri.

Ama bir hayalimiz daha var:

İstanbul’da bir Avrupa Şampiyonası düzenlemek.

Belki bir gün Avrupa’nın dört bir yanından yüzlerce sporcu ve köpek İstanbul’a gelecek.

Karavanlar park edecek.

Takımlar bayraklarını asacak.

Ve Avrupa Şampiyonası’nın startı İstanbul’un ormanlarında verilecek.


Hikâyenin başladığı yere dönmek

Bütün bunları düşündüğümüzde bizi en fazla heyecanlandıran şey madalya veya sıralama değil.

Birlikte oluşturduğumuz kültür.

Bir çocuğun köpeğiyle ormana gelmesi.

Bir koşucunun Canicross sayesinde köpeğiyle daha güçlü bir bağ kurması.

Bir barınaktan çıkan köpeğin önce bir aileye, sonra bir takımın parçasına ve belki de uluslararası bir yarışın start çizgisine ulaşması.

Birkaç yıl önce bizim için her şey böyle başlamıştı.

Bir orman.

Bir yarış.

Birkaç arkadaş.

Ve yanımızda koşan köpeklerimiz.

Bugün ise aynı yol bizi Dünya Şampiyonası’na götürüyor.

Yarın nereye götüreceğini bilmiyoruz.

Ama bir şeyi biliyoruz:

Biz parkura hiçbir zaman tek başımıza çıkmıyoruz.


Realizing the Full Potential – WaveTech ve Sürdürülebilir Bir Spor Kültürü

WaveTech’in “Realizing the Full Potential” yaklaşımı, Canicross Türkiye’nin yapmak istediği şeyle güçlü bir şekilde örtüşüyor: İnsanların ve köpeklerin sahip oldukları potansiyeli birlikte keşfedebilecekleri bir alan yaratmak.

En büyük destekçimiz olan WaveTech, uluslararası organizasyonlarda spor, teknoloji ve çevresel sorumluluğu aynı noktada buluşturabilecek uygulanabilir modeller ortaya koyuyor. CaniCross Türkiye ile birlikte canicross dünyasına bir örnek olmayı hedefliyor.

Yazan: AKUT Spor Kulübü Canicross Türkiye WaveTech Takımı


sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir